besotted kelimesinin Türkçe anlamı

besotted İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

besotted

US /bɪˈsɑː.t̬ɪd/
UK /bɪˈsɒt.ɪd/

Sıfat

1.

tutulmuş, aşık, hayran

strongly infatuated with

Örnek:
•
He was completely besotted with his new girlfriend.
Yeni kız arkadaşına tamamen tutulmuştu.
•
She became utterly besotted with the idea of moving to Paris.
Paris'e taşınma fikrine tamamen tutulmuştu.
2.

sarhoş, alkollü

drunk; intoxicated

Örnek:
•
He was so besotted he could barely stand.
O kadar sarhoştu ki zar zor ayakta durabiliyordu.
•
The partygoers were completely besotted by midnight.
Gece yarısına kadar parti müdavimleri tamamen sarhoştu.