blinking kelimesinin Türkçe anlamı

blinking İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

blinking

US /ˈblɪŋ.kɪŋ/
UK /ˈblɪŋ.kɪŋ/

Fiil

1.

göz kırpmak, gözlerini açıp kapamak

to shut and open the eyes quickly

Örnek:
•
She kept blinking in the bright sunlight.
Parlak güneş ışığında sürekli göz kırpıyordu.
•
The baby blinked at the sudden noise.
Bebek ani sese göz kırptı.
2.

yanıp sönmek, parıldamak

to shine with an intermittent light; flash on and off

Örnek:
•
The Christmas lights were blinking merrily.
Noel ışıkları neşeyle yanıp sönüyordu.
•
The warning light started blinking rapidly.
Uyarı ışığı hızla yanıp sönmeye başladı.

Sıfat

lanet, kahrolası

(British informal) used as an intensifier, especially to express annoyance

Örnek:
•
I can't believe this blinking computer has crashed again!
Bu lanet bilgisayarın yine çöktüğüne inanamıyorum!
•
Where's that blinking pen I had a minute ago?
Bir dakika önce elimdeki o lanet kalem nerede?