claret kelimesinin Türkçe anlamı

claret İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

claret

US /ˈkler.ət/
UK /ˈklær.ət/
"claret" picture

İsim

1.

klaret, Bordo kırmızı şarabı

a dry red wine from Bordeaux or a wine of a similar type made elsewhere

Örnek:
•
He ordered a bottle of fine claret for the dinner.
Akşam yemeği için bir şişe kaliteli klaret sipariş etti.
•
The rich aroma of claret filled the room.
Klaretin zengin aroması odayı doldurdu.
2.

klaret, derin morumsu kırmızı

a deep purplish-red color

Örnek:
•
The curtains were a rich claret.
Perdeler zengin bir klaret rengindeydi.
•
She wore a dress of deep claret velvet.
Derin klaret kadife bir elbise giymişti.

Sıfat

klaret, derin morumsu kırmızı

of a deep purplish-red color

Örnek:
•
The old armchair was upholstered in a rich claret fabric.
Eski koltuk zengin bir klaret kumaşla döşenmişti.
•
The artist used a claret pigment to achieve the desired shade.
Sanatçı, istenen tonu elde etmek için klaret pigmenti kullandı.