haze kelimesinin Türkçe anlamı

haze İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

haze

US /heɪz/
UK /heɪz/
"haze" picture

İsim

1.

pus, sis

a slight obscuration of the lower atmosphere, typically caused by fine suspended particles

Örnek:
•
The mountains were barely visible through the morning haze.
Dağlar sabah pusu yüzünden zar zor görünüyordu.
•
A yellowish haze hung over the city.
Şehrin üzerinde sarımsı bir pus vardı.
2.

sersemlik, bulanıklık

a state of mental confusion or unclear perception

Örnek:
•
He was still in a haze after waking up from the anesthesia.
Anesteziden uyandıktan sonra hala bir sersemlik içindeydi.
•
The events of that day passed in a blur, a confused haze.
O günün olayları bir bulanıklık, karmaşık bir sersemlik içinde geçti.

Fiil

1.

puslandırmak, bulanıklaştırmak

to make something unclear or difficult to see

Örnek:
•
Smoke from the fire began to haze the distant buildings.
Yangından çıkan duman uzaktaki binaları puslandırmaya başladı.
•
Tears began to haze her vision.
Gözyaşları görüşünü bulandırmaya başladı.
2.

taciz etmek, aşağılamak

to subject (a newcomer) to abusive or humiliating tricks and ridicule

Örnek:
•
The fraternity was accused of hazing new members.
Kardeşlik, yeni üyeleri taciz etmekle suçlandı.
•
They decided not to haze the freshmen this year.
Bu yıl birinci sınıf öğrencilerini taciz etmemeye karar verdiler.