mortal kelimesinin Türkçe anlamı
mortal İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
mortal
US /ˈmɔːr.t̬əl/
UK /ˈmɔː.təl/
Sıfat
1.
ölümlü
subject to death; not immortal
Örnek:
•
All humans are mortal.
Tüm insanlar ölümlüdür.
•
Even the greatest heroes are ultimately mortal.
En büyük kahramanlar bile nihayetinde ölümlüdür.
2.
ölümcül, feci
causing death; fatal
Örnek:
•
He suffered a mortal wound.
Ölümcül bir yara aldı.
•
The disease proved to be mortal.
Hastalığın ölümcül olduğu kanıtlandı.
3.
dünyevi, insani
of or relating to the world or human life; earthly
Örnek:
•
He was concerned with mortal affairs, not divine ones.
İlahi değil, ölümlü meselelerle ilgileniyordu.
•
They sought to understand the limits of mortal knowledge.
Ölümlü bilginin sınırlarını anlamaya çalıştılar.
4.
yoğun, şiddetli
(of a feeling or quality) intense; severe
Örnek:
•
He felt mortal fear as the car swerved.
Araba savrulduğunda ölümcül bir korku hissetti.
•
She was his mortal enemy.
Onun ölümcül düşmanıydı.
İsim
ölümlü, insan
a human being, subject to death
Örnek:
•
We are but mere mortals.
Biz sadece basit ölümlüleriz.
•
The gods looked down on the struggles of mortals.
Tanrılar ölümlülerin mücadelelerine yukarıdan bakıyordu.
İlgili Kelime: