pounding kelimesinin Türkçe anlamı
pounding İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
pounding
US /ˈpaʊn.dɪŋ/
UK /ˈpaʊn.dɪŋ/
İsim
çarpıntı, vurma, dövme
a heavy beating or throbbing
Örnek:
•
He felt a pounding in his head after the long flight.
Uzun uçuştan sonra başında bir çarpıntı hissetti.
•
The heavy rain created a constant pounding sound on the roof.
Şiddetli yağmur çatıda sürekli bir vurma sesi oluşturdu.
Sıfat
çarpıntı yapan, vurucu, dövücü
beating or throbbing heavily or rapidly
Örnek:
•
His heart was pounding with excitement.
Kalbi heyecandan çarpıyordu.
•
She woke up with a pounding headache.
Şiddetli bir baş ağrısıyla uyandı.