prickle kelimesinin Türkçe anlamı

prickle İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

prickle

US /ˈprɪk.əl/
UK /ˈprɪk.əl/

İsim

1.

diken, batma

a small, sharp point, typically on a plant or animal

Örnek:
Be careful of the prickles on the rose stem.
Gül sapındaki dikenlere dikkat et.
The hedgehog's prickles protect it from predators.
Kirpinin dikenleri onu avcılardan korur.
2.

karıncalanma, batma hissi

a tingling or stinging sensation

Örnek:
I felt a sudden prickle on my skin.
Cildimde aniden bir karıncalanma hissettim.
A cold prickle of fear ran down her spine.
Soğuk bir ürperti korkuyla omurgasından aşağı indi.

Fiil

1.

karıncalanmak, batmak

to cause a tingling or stinging sensation

Örnek:
The cold air made my skin prickle.
Soğuk hava cildimi karıncalandırdı.
Fear made the hairs on her arms prickle.
Korku, kollarındaki tüyleri diken diken etti.
2.

batırmak, delmek

to pierce or wound with a sharp point

Örnek:
She accidentally prickled her finger on a needle.
Yanlışlıkla parmağını iğneyle batırdı.
The thorns prickled his skin as he walked through the bushes.
Çalılıklardan geçerken dikenler cildini batırdı.
İlgili Kelime: