russet kelimesinin Türkçe anlamı
russet İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin
russet
US /ˈrʌs.ɪt/
UK /ˈrʌs.ɪt/
İsim
1.
pas rengi, kızıl kahverengi
a reddish-brown color
Örnek:
•
The autumn leaves turned a beautiful shade of russet.
Sonbahar yaprakları güzel bir pas rengi tonuna büründü.
•
She wore a coat of deep russet.
Koyu pas rengi bir palto giymişti.
2.
kabuklu patates, kabuklu elma
a variety of apple or potato with a rough, brownish skin
Örnek:
•
She preferred baking with russet potatoes for their fluffy texture.
Kabuklu patatesleri kabarık dokuları nedeniyle fırınlamayı tercih etti.
•
The farmer harvested a large crop of russet apples.
Çiftçi büyük bir kabuklu elma mahsulü topladı.
Sıfat
pas rengi, kızıl kahverengi
of a reddish-brown color
Örnek:
•
The old barn had a weathered, russet roof.
Eski ahırın yıpranmış, pas rengi bir çatısı vardı.
•
Her hair was a rich, glossy russet.
Saçları zengin, parlak pas rengiydi.