zoom kelimesinin Türkçe anlamı

zoom İngilizce'de ne anlama geliyor? Lingoland ile bu kelimenin anlamını, telaffuzunu ve özel kullanımını keşfedin

zoom

US /zuːm/
UK /zuːm/

Fiil

1.

hızla gitmek, vızıldamak

move very quickly

Örnek:
The car zoomed past us on the highway.
Araba otoyolda yanımızdan hızla geçti.
He zoomed up the stairs to answer the phone.
Telefona cevap vermek için merdivenlerden hızla çıktı.
2.

yakınlaştırmak, uzaklaştırmak

change the magnification of a camera lens or image

Örnek:
Can you zoom in on her face?
Yüzüne yakınlaştırabilir misin?
The photographer had to zoom out to get the whole landscape in the shot.
Fotoğrafçı, tüm manzarayı kadraja sığdırmak için uzaklaştırmak zorunda kaldı.

İsim

1.

hızlı yükseliş, ani artış

a rapid upward movement or increase

Örnek:
There was a sudden zoom in stock prices.
Hisse senedi fiyatlarında ani bir yükseliş oldu.
The rocket made a spectacular zoom into space.
Roket uzaya muhteşem bir yükseliş yaptı.
2.

vınlama, uğultu

a sudden, continuous low-pitched sound

Örnek:
We heard the zoom of the racing cars.
Yarış arabalarının vınlama sesini duyduk.
The camera made a soft zoom as it adjusted focus.
Kamera odak ayarlarken hafif bir vınlama sesi çıkardı.

Ticari Marka

Zoom, Zoom uygulaması

a popular video conferencing software

Örnek:
Let's have our meeting on Zoom.
Toplantımızı Zoom üzerinden yapalım.
Many people started using Zoom for work and school during the pandemic.
Pandemi sırasında birçok kişi iş ve okul için Zoom kullanmaya başladı.